Cumder dergisi 1. sayı — köşe yazısı.

Kıyısında yüzme öğrendiğimiz, yağmurunda sığındığımız, görselliği ile gözümüzü doyurduğumuz, üzerinde tatlı sohbetler yaptığımız bir köprüden daha fazlasını veren; 90 yaşına merdiven dayamış yöre hafızamızın mihenk taşlarından ve hepimizin hatıratında bir yeri olan Hapşiyas Köprüsü’ne dergimizin ilk sayısında yer vermemezlik olmazdı.

Osmanlı’nın son dönemi valilerinden Halil Rıfat Paşa’nın “Gidemediğin yer senin değildir” sözüyle ulaşım üzerinde sarf ettiği bu cümle; aşılması ve erişilmesi zor bir coğrafyanın önemini ortaya koyması açısından oldukça manidardır. Hele bizim memleketimiz gibi derelerle bölünen, tepelerle doğal sınırlarını zorlayan yerler için ulaşım oldukça önemlidir. İşte Hapşiyas Köprüsü de bu misyonunu bir asırdır sürdürmektedir.

Uzun yıllar belediyemizin logosu olarak kullanılan köprü, günümüzde köy derneğimizin logosunu oluşturmaktadır. Köprü, Solaklı deresinin iki yakasında Cumapazarı ve Bölümlü köyleri arasında yer almaktadır. Doğu–batı doğrultusunda uzanan köprü 1935 yılında Bölümlü etrafından Abdülaziz Sandıkçı tarafından tek açıklık olarak inşa edilmiştir. Köprüde ağırlıklı olarak ahşap malzeme kullanılmıştır; özellikle taşıyıcılarda, döşemelerde ve korkuluklarda bunu görmekteyiz.

1987 yılında Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü tarafından aslına uygun yeniden inşa edilmiştir.

1996 yılında taşıdığı mimari değer bakımından anıtsal eser olarak tescil edilmiştir.

2002 yılında Trabzon Valiliği tarafından restore edilen köprünün aslı korunmuş; koruma–kullanma dengesi için önemli bir adım atılmıştır.

Köprünün son halini ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı DSİ 22. Bölge Müdürlüğü tarafından 2015 yılında Solaklı Vadisi Taşkın Önleme ve Rehabilitasyon ve Çevre Düzenlemesi Projesi ile vermiş; köprü çevresi turizm açısından da önemli bir destinasyon noktası haline gelmiştir.

Hapşiyas Köprüsü mimari olarak Doğu Karadeniz’de yapılan diğer kemerli köprülerden ayrılmaktadır. Özellikle ahşap ve taş malzemenin birlikte kullanılması; dere yatağının orta kesiminin taşkınlardan korunmak için kemer köprülerden daha açık bir geometrik şekilde dizayn edilmesi dikkat çeker. Köprünün temelindeki dev kayalar kesme taşlarla örülerek estetik bir görünüm kazandırılmıştır. Taş malzeme üzerine ahşap kütükler yerleştirilerek yükseltilmiş; nihayetinde tonoz vazifesi gören çatı ile kapatılarak yapı tamamlanmıştır. Yöredeki gür orman varlığı ahşap malzeme kullanma cömertliğini de vermiştir.

Yapının üstünün kiremitle örtülü, iki yönde kırma çatı tekniği uygulanması köprünün adının “Kiremitli Köprü” olarak da anılmasını sağlamıştır. Bu özellik, yöremizde yağmurlu gün sayısının fazla olması nedeniyle köprünün yağmurdan korunmak için bir sığınak olarak kullanılmasını sağlamıştır; ayrıca köprünün doğal şartlardan etkilenerek bozulmasını da azaltmıştır.

Of–Bayburt karayolunun 16. km’sinde yer alan köprü, Uzungöl yolu üzerinde olması hasebiyle turistik açıdan her geçen gün ziyaretçisi artmaktadır.

Betonarme köprülere meydan okuyan Solaklı Vadisinin derinliğindeki ihtişamlı abidenin sonsuza kadar ayakta kalması dileğiyle…